Billboard for 2021 Turkish film trailers with various movie scenes

A large 2021 Turkish film trailer billboard displayed on a city street wall.

Farklı sahnelerden oluşan bir kolaj; üstteki solda bir adamın yüzü, üst ortada iki clown karakteri, sağ üstteki iki kişinin öpüşmesi, alt soldaki bir yaratık, alt ortada bir kadın nişanlı kıyafetinde silah tutuyor, alt sağda ise dans eden insanlar.

Vizyona girecek filmler her zaman takip ettiğim bir başlık. Sanırım tek takip eden ben değilim. Film deyince, daha doğrusu sinemaya gitmek deyince, filmin fragmanını bazen iki kere izleyenlerdenim. İki kere den fazla izlediğim de oluyor elbette 🤭 Film izlemeyi kim sevmez ki. Bu yüzden dizi film hakkında görüş ve bilgilendirmelerimi paylaşacağım bu blogu oluşturdum ve deli gibi yüklenip film önerilerinde bulunayım diye planlıyordum falan, ancak bir şekilde bişiler oluyor vs iş güç derken blogumla çok fazla ilgilenemiyorum. Belli olmaz ilerleyen zamanlarda daha fazla vakit ayırabilirim diyeyim ve geçelim 2021 civarlarında vizyona girecek filmler ve tahmini olarak alacakları IMDb puanlarına. Bu arada 41 dakikalık dev fragman en altta. 

Vizyona girecek filmler fragmanı 41 dakika 👍

Fragman izleyerek filmler hakkında tahminde bulunmayı ve buna göre sinemada izleyip izlemeyeceğinize karar verebilirsiniz. Bende öyle yapıyorum! Ancak bazı filmler maaleeef sadece fragmanda görünen sahnelerden fazlasını göremediğimiz türden olabiliyor… Yani fragman müthiş ama filmi izleyince fragmandakinden fazlasını görmüyorsunuz. Bazıları da fragmanda gördüklerimiz den çok fazlası… E tabi bu da ayrı bir tartışma. Bu yazımda bomba filmlerden oluşan ve 41 dakikalık fragmandaki filmlerden bazılarına değinmek istiyorum. Bu filmlerin bazıları vizyona girmek üzere bazıları ise 2021 başlarında ve yıl içinde vizyona girecek filmler arasında

Free Guy

Konu olarak farklı olsa da konsept olarak Valerian ve Bin Gezegen İmparatorluğu adlı filmdekine benzer bir tarz. Gözlüğü takınca boyut değiştireren ve aslında bir video oyunun içinde olduğunu fark eden bir banka memurunun hikayesi, izleyiciye oldukça ilginç bir deneyim sunuyor. Bu film, izleyicilere sanal gerçekliğin sınırlarını zorlayan bir serüven yaşatıyor ve bankacılık gibi sıradan bir mesleği oldukça fantastik bir evrene taşıyor. Görsel efektler bence gayet etkileyici; detaylı tasarım ve yaratıcı görseller, filmi izlenmeye değer kılıyor. Çocuklara hitap eden bir film gibi görünüyor; renkli, eğlenceli ve heyecan verici unsurlarla dolu, ancak izler miyim ben bunu emin değilim. Hatta gereksiz bir film gibi geliyor bana, belki de bu tür temaların çok fazla işlendiği düşüncesi beni uzaklaştırıyor. 🤭 6 puanı geçeceğini sanmıyorum ama yine de izleme deneyimi konusunda yanılabilirim; belki de sıradışı sahneler beni şaşırtır.

Monster Hunter – Milla jovovich (Canavar Avcısı)

Milla Jovovich’in Canavar Avcısı olmadığı çok az film vardır. Başrolde oynadığı tüm filmlerde zaten hep canavar öldürdü 😀 Ancak bu filmde yeni olan tek şey Milla Jovovich. Yani yeni derken, tarz olarak çok ilginç bilim kurgu filmlerinde ve hatta türünün en iyi örneklerinden Resident Evil serisinden çok iyi tanıdığımız Milla Jovovich, bu filmde Rampage filminden aşina olduğumuz bir konseptle dev canavarlarla savaşıyor. İzleyicilere tanıdık gelen bu çığır açan mücadeleler, hem aksiyon dolu sahneleri hem de görsel efektlerle dikkat çekiyor. Milla’nın bu sefer savaştığı canavarlar, geçmişteki filmlerdeki muadillerine nazaran gerçekten dev boyutlara sahip. Bu dev canavarlarla olan çatışmalar, izleyiciye heyecan dolu anlar sunmasının yanı sıra, Milla’nın karakterine derinlik katıyor ve izleyicinin onun kahramanlığına daha çok bağlanmasını sağlıyor. Yani bu tarz bir konseptte yeni olan ise Milla Jovovich, çünkü bu defa savaşacağı Canavarlar gerçekten dev.

Bir silah tutarak hedefe bakan cesur bir kadın karakter.

Resident Evil gibi dünyanın en iyi zombi filmlerinden birinde ve diğer iyi filmlerde oynayan Milla Jovovich bu filmde oynadığı için izlenebilir. Ancak, Monster Hunter fragmanı bana pek ilgi çekici gelmedi; sırf Milla Jovovich olduğu için değil, aynı zamanda hikayenin derinliği ve karakter gelişimi açısından da beklentilerimin altında kaldı. Sinema teknolojisinin sunduğu görsel efektler etkileyici olsa da, öyle amanda aman bir film olduğunu sanmıyorum. Yani başına oturunca konusu vs. muhakkak sürükleyici olabilir, ama bu sürükleyiciliğin, hikaye kurgusunun sağlamlığına dayandığını düşünmüyorum. Muhtemelen 6.5 ila 6.8 IMDb puanı civarlarını geçemeyecek. Özellikle Milla Jovovich’in daha önceki yapımlarda gösterdiği performansla karşılaştırıldığında, bu film onun yeteneğini tam anlamıyla yansıtmıyor gibi. Bu arada Resident Evil 8 geliyor, hazırlıklarınızı yapın ve efsane zombi dünyasında tekrar boy gösterme şansını kaçırmayın. 👍

Raya – The Last Dragon

Animasyon tarzında filmleri seviyorsanız bu film size hitap edebilir. İlginçtir, animasyon filmler genel olarak IMDb’de yüksek puanlar alabiliyorlar. Ancak bu animasyonları Hayao Miyazaki’nin eserleri ile karıştırmamak gerek; onun filmleri, derin temaları ve zarif görsellikleri ile sıradan birçok animasyon filminden farklılık gösterir. Raya The Last Dragon, konu olarak sürükleyici bir hikaye sunuyor ve karakter derinlikleri ile izleyiciyi etkileme potansiyeline sahip. Ayrıca, müzikler de son derece muhteşem; etnik motifler ve modern melodilerin birleşimi, izleyiciyi hikayeye adeta çekiyor. Savaş Meleği Alita filmini çağrıştırıyor gibi. Ancak, beklentim IMDb’de 7 puanı geçemeyecek. Bu durum, özellikle son dönemde çıkan animasyon filmlerinin genellikle yüksek beklentilerle karşılaşması nedeniyle oldukça dikkat çekici. Nitekim birçok izleyici, filmle ilgili ön yargılara kapılabiliyor. E tabi henüz filmi izlemeden bu öngörü bir ön yargıda olabilir, zira bazı filmler ilk izlenimde beklentileri karşılamasa bile, zamanla daha iyi bir değerlendirme alabiliyorlar. Sinemalara girdikten 3-5 ay sonra veya bazen bir yılı da geçebiliyor; asıl puanı netleşmiş olacaktır ve bu süre zarfında izleyici yorumları da film hakkında daha fazla fikir edinmemize sebep olabilir.

Jiu jitsu – Nicolas Cage

Yüzü görünür bir erkek, yoğun bir şekilde bir noktaya odaklanmış, uzun siyah saçlı ve sakallı.

Başrolde Nicholas Cage ile karşı karşıya geldiğimiz bu filmin, geçmişte izlediğimiz Predator film serisi ile benzerlikler gösterebildiği gayet ortada. Ancak, göz önüne alındığında Predator kadar kendine özgü bir tarzı olduğunu zannetmiyorum; çünkü belliki konu, tam olarak uzaylı bir medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavarlardan ibaret değil. Bu film, daha çok dövüş sanatları tarzında, bilim kurgu aksiyon karma türünde bir hikaye sunuyor ve izleyiciye çok daha derin bir anlatım sunmayı hedefliyor. Başroldeki Nicholas Cage dışında, diğer karakterler de tanınmış oyuncular tarafından canlandırılıyor; bu durum, filmin görsel kalitesini ve oyunculuk performansını artırıyor. Aksiyon sahnelerinin bol olduğu bu yapım, izleyiciyi koltuğuna kilitleyecek türden dövüş sahneleriyle dolup taşarken, anlatım biçimi ise daha katmanlı ve karakter gelişimi açısından zengin bir deneyim sunuyor. Ancak, genel izlenimim doğrultusunda bu filmin IMDb’de 6 puanı geçeceğini sanmıyorum; zira bazı sahneler yeterince etkileyici olmaktan uzak kalıyor ve film, derinlikten yoksun bir anlatımla son buluyor.

The Addams Family 2

Addams Ailesi, bildiğimiz eksantrik bir aile olarak, her zaman sıradışı ve komik olaylarla dolu bir yaşam sürdürdü. Çocukluğumuz bu serinin çizgi filmleriyle geçerken, kendimizi onların tuhaf dünya ve karakterlerine kaptırdık. Yürüyen el zombiler, kurt adamlar ve diğer ilginç yaratıklar, bize hem korku hem de eğlence dolu anlar yaşattı. Bu karakterlerin her biri, kendine has mizah anlayışıyla, izleyicilere unutulmaz anılar bıraktı. Alacağı puan bence 8’e yakın olacak, çünkü hem eleştirmenlerden hem de izleyicilerden olumlu geri dönüşler aldı. Bu nedenle, Addams Ailesi’nin etkileyici ve sıra dışı duruşu, onu kültürel bir fenomen haline getirmeyi başardı.

The Witches Cadılar

Cadıların olduğu filmler hoşunuza gidiyor mu? Ben çok severim ve bu türde filmleri uzun zamandır görmüyorduk. Özellikle cadı temalı hikayeler, hem korkutucu hem de büyüleyici bir atmosfer sunarak izleyicinin dikkatini hemen çekiyor. E tabi sinema teknolojisinin sürekli gelişmesi de filmlerin uyarlanmasını kolaylaştırıyor ve bu da daha önce sadece hayal gücümüzle sınırlı kalmış hikayeleri görsel olarak yaşamamıza imkan tanıyor. Bu film ilk olarak 1990 yılında Roald Dahl isimli yazarın kitabından sinemaya uyarlanmış. IMDb’de her iki fragmanı da izlerseniz sinema teknolojisinin neden önem arz ettiğini gözlerinizle görebilirsiniz. 1990’daki yapımının 6.9 puan aldığı filmin, 2020’de daha profesyonel bir kurgu ve oyunculuk ile 8 puanı görebileceğini düşünüyorum. E tabi sinema teknolojisinin gelişmesiyle yeniden uyarlanan bazı filmler, geçmişte yapılmış ilk versiyonları kadar başarı getiremeyebiliyor; bu, izleyicilerin alıştığı klasik unsurların zamanla değişmesiyle de ilgili. Benhur en bilinen örnek. Ancak bu film için aynı şeyi düşünmüyorum; çünkü günümüz teknolojisi sayesinde yaratılan görsel efektler ve karakter derinlikleri, izleyiciye daha etkileyici bir deneyim sunabiliyor. Bence çok başarılı görünüyor ve izleyicilere sadece nostaljiyi değil, aynı zamanda yenilikleri de beraberinde getiriyor. Bu tür filmler, geçmişle bugünü birleştirerek hem eski hem de yeni nesil izleyiciler için değerli bir köprü oluşturuyor.

The Empty Man

Korku türünde bir film… Korku filmi izlemeyi sevenlerdenseniz bu filme bir şans vermelisiniz. Kayıp bir kızın arandığı davada, bir polis, bu süreçte gizli bir tarikatın kötü bir varlığı çağırmak için uğraştığını keşfeder. Film, izleyicilere karanlık ve kasvetli bir atmosfer sunarak, onları başlarından sonuna kadar diken üstünde tutmayı başarıyor. Psikolojik gerilim unsurlarıyla örülü bu hikaye, karakterlerin içsel çatışmalarını da derinlemesine ele alıyor. Çok fazla detay yok ancak film yeterince gerilim dolu gibi. İzleyicilerin korku hissini tetikleyen olağanüstü ses efektleri ve beklenmedik sürprizlerle dolu sahneleri, korku filmi severler için kaçırılmaması gereken anlar yaratıyor. Alacağı puan 5.5 veya 6 puanı geçemeyebilir. Aslında korku filmleri genel olarak düşük puanlar alırlar; yine de bu türdeki izleyicilerin beğenebileceği farklı ögeler barındırıyor. Bu bağlamda 6 puan bir korku filmi için iyi bir puan sayılır ve birçok kişi için, özellikle de türün tutkunları için, yeterince tatmin edici olabilir. Kısacası, gerilim dolu bir gece geçirmek isteyenler için bu film, izlenmeye değer bir seçenek olarak öne çıkıyor.

The Craft

Yine Cadı temalı diyebileceğimiz veya doğaüstü güçleri olan bir grup öğrenci kızın doğaüstü hikayeleri konu alınıyor. Bu film, 1996 yapımlı aynı isimdeki filmin yeniden uyarlanmış versiyonu olarak karşımıza çıkıyor. 1996 tarihli yapım, seyirciler ve eleştirmenler tarafından karışık bir şekilde karşılanmış ve yalnızca 6.4 gibi bir puan almıştı. Ancak, 2020 tarihli yeni yapım, hikayesinin derinliği ve karakterlerinin gelişimi açısından daha zengin bir anlatım sunmayı vaat ediyor. İzleyiciler, genç kızların doğaüstü yeteneklerini keşfettikleri, dostluklarını pekiştirdikleri ve karşılaştıkları zorluklarla nasıl başa çıktıklarını gözlemleyerek, hem heyecan dolu hem de duygusal bir yolculuğa çıkacaklar. Geçmişten günümüze gelen bu temanın yeniden yorumlanması, izleyicide farklı duygular uyandırmayı bekliyor; merak, korku ve güç temalarının ustaca işlendiği bir senaryoya sahip. 2020 yapımının nasıl bir etki yaratacağına dair kesin bir tahminim yok, ancak eski ve yeni versiyonları karşılaştırmak oldukça ilgi çekici olabilir.


Arada Bir Yer sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

What do you feel about this?

Bir Cevap Yazın

Arada Bir Yer sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin