Sosyal Medyada Şiddet İçerikleri Neden Bu Kadar Öne Çıkıyor?
Akışınızda şiddet içeren görüntüler artıyorsa bunun nedeni insanların şiddete meyilli olması mı, yoksa algoritmaların dikkatimizi nasıl ölçtüğü mü? Psikoloji ve araştırmalar ne diyor?
Telefonu eline alıp akışı kaydırırken bir bakmışsın, karşına üst üste kavga görüntüleri, kaza videoları, öfkeyle dolu paylaşımlar çıkmış. Sanki geçmişte bu kadar çok görmüyordun. Akla hemen şu soru geliyor: Acaba biz insanlar şiddete mi meyilliyiz, yoksa şiddet içerikleri bu yüzden mi bu kadar yayılıyor? Cevap, sandığımızdan biraz daha karmaşık ve aslında pek de umutsuz değil.
Beynimiz tehdide daha hızlı bakıyor
Psikolojide “olumsuzluk yanlılığı” (negativity bias) diye bilinen bir eğilim var: insanlar olumsuz ya da tehdit içeren bilgiye, olumlu bilgiden daha hızlı dikkat eder ve daha uzun süre bakar. Bunun evrimsel bir mantığı var. Uzak atalarımız için çalılıktaki hışırtıyı fark etmek, güzel bir manzarayı fark etmekten çok daha hayati bir beceriydi. Şiddet içeren bir görüntü beynimizde “dikkat et” alarmını çalıştırıyor. Bakmak isteyip istemediğimiz ayrı bir mesele; çoğu zaman gözümüz o görüntüye bir an takılıyor bile.
Buna bir de “morbid merak” denen duygu ekleniyor: tehlikeli ya da rahatsız edici şeylere güvenli bir mesafeden bakma isteği. Kaza yerinde yavaşlayan arabaların nedeni de bu. Sosyal medyada bu merak bir parmak hareketiyle karşılanıyor.
Öfke ve ahlaki duygular hızlı yayılıyor
Araştırmalar bu eğilimin paylaşım davranışımızı da etkilediğini gösteriyor. Yale Üniversitesi’nden William Brady ve arkadaşlarının 2017’de yayımladığı bir çalışmada, tweet’lerdeki her ahlaki ve duygusal kelimenin yeniden paylaşılma oranını yaklaşık yüzde 20 artırdığı bulundu. 2023’te yayımlanan bir başka çalışmada ise haber başlıklarındaki her ek olumsuz kelimenin tıklanma oranını biraz daha yükselttiği görüldü. Yani öfke, korku ve tiksinti uyandıran içerik, sakin içeriğe göre daha çok dolaşıma giriyor.
Burada önemli bir ayrım var: İnsanlar şiddet içerikli bir videoyu çoğu zaman onu onaylamak için değil, tepki göstermek, uyarmak ya da şaşkınlığını paylaşmak için yayıyor. Ama algoritma bu ayrımı yapmıyor.
Algoritma şiddeti seçmiyor, etkileşimi seçiyor
Sosyal medya platformları büyük ölçüde ekranda geçirilen süre, yorum, paylaşım ve tepki gibi etkileşim ölçülerine göre içerik önerir. Bir şiddet videosu çok yorum alıyor, çok izleniyor ve çok paylaşılıyorsa, sistem bunu “insanlar bundan hoşlanıyor” diye okuyor ve daha fazla kişiye gösteriyor. Oysa o izlenme belki rahatsızlıktan, merakdan ya da öfkeden kaynaklanıyor. Sistem duyguyu değil, dikkati ölçüyor.
Sonuç, kimsenin tam olarak istemediği ama herkesin birazcık beslediği bir döngü: Dikkat çeken içerik yayılıyor, yayıldıkça daha çok insan görüyor, gören daha çok tepki veriyor.
Peki gerçekten daha mı şiddetliyiz?
Akışımızda gördüğümüz içerik, gerçek hayattaki şiddetin bir örneklemi değil; en çok dikkat çekenin süzülmüş hâli. Dünyanın bir ucunda yaşanan bir olay, birkaç saat içinde milyonlarca telefona ulaşabiliyor. Eskiden mahallemizde ya da şehrimizde yaşananları duyardık, şimdi yeryüzünün tamamında olup biteni izliyoruz. Medya araştırmacısı George Gerbner’in “kötü dünya sendromu” diye adlandırdığı etki de buna benziyor: sürekli şiddet görenler, dünyayı gerçekte olduğundan daha tehlikeli algılayabiliyor.
Bu, şiddetin gerçek olmadığı anlamına gelmiyor. Ama görüntü yoğunluğu ile gerçek yaşamdaki şiddet oranı aynı şey değil. Birincisi dikkat ekonomisinin, ikincisi toplumların meselesi.
Akışınızı geri almak için ne yapılabilir?
Bunların hiçbiri sihirli değil ama işe yarıyor: Rahatsız edici bir videoyu açmadan geçmek, platformun “ilgilenmiyorum” seçeneğini kullanmak, öfke uyandıran paylaşımlara yorum yazmak yerine hiç tepki vermemek ve kaydırma süresine sınır koymak algoritmaya “bundan daha az göster” mesajı verir. Gece yatmadan önce haber ve sosyal medya akışına bakmamak da uykuyu ve ruh halini korumak açısından iyi bir adım.
Sonuçta sorunun cevabı “şiddete meyilliyiz” kadar basit değil. Tehdide dikkat eden bir beynimiz, öfkeyi hızlandıran paylaşım alışkanlıklarımız ve dikkati ödüllendiren sistemler birleşince şiddet içerikleri öne çıkıyor. İyi haber şu ki, bu döngüde bir halka da bizde: neye dikkat ettiğimiz ve neyi paylaştığımız. Siz akışınızda bu değişimi fark ettiniz mi? Yorumlarda paylaşırsanız birlikte konuşuruz.
Arada Bir Yer sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.