Birazcık kaos aslında iyi mi geliyor?

0

Kaosun insan hayatındaki rolü üzerine bir arkadaşın gözlemlerini paylaşan yazıda, kaosun olumlu veya olumsuz yönleri ele alınıyor. Bireyler kaosu kontrollü bir şekilde yaşar ve ilişkilerini olumlu etkilerse bu gelişimdir; aksi halde ilişkilerine zarar verebilir. Kaos, bazen hayatın kaçınılmaz bir parçasıdır.

Sıcak bir oturma odasında masa oyunu oynayıp gülen altı arkadaş

A lively group of friends having fun playing a board game together at home

Is a little chaos actually good for us?

Henüz çok yakın zamanda hayatıma giren bir arkadaşım üçüncü şahıslardan biri hakkında konuşurken, onun için ‘kaostan besleniyor’ dedi bana… Daha önce bir başkasından böyle bir cümle duyup duymadığımı hatırlamıyorum ama ilginç geldi ve aslında biraz mantıklı da buldum. Yani en azından böyle bir süreci olumlu anlamda kullanabiliyorsa, manipüle edebiliyorsa, birey için zaten müthiş bir ilerlemedir… bunda çok sıkıntı yok!

Ancak bu kaosu fark etmeden yaratıyorsa ve kendine ve diğer insanlarla olan ilişkilerine zarar veriyorsa o zaman teknik olarak bu bir “kaos’tan besleniyor” durumu değil. İstemeden kaos yaratıyor ve kaos kontrolden çıkıyor… Ama yinede dışardan bakan birisi için, o üçüncü şahsın ‘kaostan beslendiğini’ söylemesi de çok yanlış değil. 

Ya haklı yada benim gibi bakmıyor

Şahıs aklı başında ve evet bazen kaos yaratan biri… Ama kim kaos yaratmaz ki bazen? Kontrollü veya kontrolsüz… İnternette her gün tekme tokat kavgadan artık rahatsız edici türlere kadar her türlü video görmüyor muyuz?  Bu da kaos…

Kontrolü olması için Miami sahillerinde mi bitmesi gerekiyor?

Şöyle sıcak bir yaz akşamı en sevdiğin arkadaşlarınla bir arada olup kahkahalar atmak eğlenmek varoluşu konuşsak içsek kafalar bir milyon olsa ama herşey kontrollü… İrrasyonel olmadan… Veya masum irrasyonellikler kabul… Böyle olsa nasıl olur? Bu kaos olmuyor mu? 😆 Deniz evren ben takunya başak Osman vs bir araya gelip eglensek olmaz mı… Hayat arkadaşlıklarla, hayat diğer insanlarla anlam kazanmaz mı?

Biz bir araya gelsek zaten kaos bir yana kıyamet kopar da üçüncü günde ama yine de vazgeçilmezdir bazı dostlukları… Hani bir raddeye kadar vazgeçilir de ilişkilerde zamanla oluşan kaostan… Ama o kadar da vazgeçilmezdir bazı ilişkiler…

Kaotika diyorum ve noktalıyorum

Kaosun Yaratıcı Gücü

Aslında mesele kaosu hayatımıza alıp almamak değil, onu nasıl yönettiğimizdir. Sanatçılar, yazarlar ve hatta mucitler en büyük eserlerini genellikle hayatlarının en kaotik dönemlerinde üretmişlerdir. Çünkü rutin, insanı uyuşturur; kaos ise zihni uyanık tutar ve yaratıcılığı tetikler. O küçük irrasyonellikler, hesaplanmamış anlar ve plansız buluşmalar hayatın gerçek tuzu biberidir. Kaostan kaçmak yerine onunla dans etmeyi öğrenmek, belki de gerçekten yaşamaya başlamanın ilk adımıdır.

Kaosun yaratıcılığı tetiklediğine dair bilimsel bulgular mevcuttur. Tamamen düzenli ve öngörülebilir bir ortamda beyin otomatik pilota geçer. Oysa hafif bir belirsizlik, beynin problem çözme ve yeni bağlantı kurma süreçlerini aktive eder. Bu yüzden en yaratıcı fikirlerin çoğu planlı toplantı masalarında değil beklenmedik anlarda ortaya çıkar.

Tabii ki dozunu kaçırmamak şartıyla. Kontrol edilemeyen kaos strese ve tükenmişliğe yol açar. Ama hayatınıza biraz öngörülemeyen renk katmak, size hem enerji hem de taze bir bakış açısı kazandırabilir.

Araştırmalar “biraz kaos” hakkında ne diyor?

“Kaos yaratıcılığı tetikler” fikrini sınamaya çalışan en çok alıntılanan deneylerden biri, Minnesota Üniversitesi’nden Kathleen Vohs ve arkadaşlarının 2013’te yayımladığı çalışma. Katılımcıların bir kısmı derli toplu bir odaya, bir kısmı kâğıtların ve eşyaların dağınık durduğu bir odaya alındı. Düzenli odadakiler sağlıklı atıştırmalığı daha sık seçti ve bağışa daha çok para ayırdı. Dağınık odadakiler ise yaratıcılık görevinde daha yaratıcı fikirler üretti. Üçüncü deneyde düzenli odadakiler “klasik” etiketli seçeneği, dağınık odadakiler “yeni” etiketli seçeneği tercih etti.

Araştırmacıların vardığı sonuç, ne düzenin ne dağınıklığın tek başına “iyi” olduğu: düzen alışılmış ve güvenli olana, dağınıklık alışılmışın dışına çıkmaya yöneltiyor. Burada bir uyarı gerekiyor: bu çalışma, odadaki fiziksel dağınıklığı ölçüyor; insan ilişkilerindeki karmaşa ya da hayat düzenindeki belirsizlik için doğrudan kanıt değil. Ayrıca tek bir laboratuvar çalışmasının sonucunu genel bir yaşam kuralına çevirmek için başka araştırmalarla desteklenmesi gerekir.

Doz meselesi: “ne az, ne çok” fikrinin kökü

Yazıdaki “dozunu kaçırmamak şartıyla” uyarısının psikolojide bilinen bir karşılığı var. 1908’de Robert Yerkes ve John Dodson, farelerle yaptıkları bir öğrenme deneyinde uyarının şiddeti arttıkça öğrenmenin bir noktaya kadar hızlandığını, görev zorlaştığında ise fazla şiddetli uyarının öğrenmeyi yavaşlattığını gözlemledi. Bu bulgu sonraki yıllarda “Yerkes-Dodson yasası” adıyla, uyarılma ile performans arasında ters U biçiminde bir ilişki olarak yorumlandı: biraz gerilim performansı artırır, aşırısı düşürür. Yorumun ilk deneyin gösterdiğinden daha geniş kullanıldığı da sık yapılan bir eleştiri; ama gündelik gözlemle uyuşan bir çerçeve sunuyor.

Kaotik dostluklar neden vazgeçilmez?

Yazının sonundaki “hayat diğer insanlarla anlam kazanmaz mı?” sorusunun bilimsel tarafı oldukça güçlü. Julianne Holt-Lunstad ve ekibinin 148 çalışmayı ve 300 binden fazla katılımcıyı kapsayan 2010 tarihli analizine göre güçlü sosyal ilişkileri olan kişilerin izlenen süre boyunca hayatta kalma olasılığı yüzde 50 daha yüksekti. Araştırmacılar bu etkiyi, ölüm riskini artırdığı iyi bilinen etkenlerle karşılaştırılabilir buldu. Yani “üçüncü günde kıyamet kopsa da” bir araya gelmekten vazgeçmemek, sağlık açısından da mantıklı görünüyor.

Merak edilenler

Dağınık masa yaratıcılığı artırır mı? Vohs’un deneyinde dağınık odadakiler daha yaratıcı fikirler üretti; ama aynı kişiler sağlıklı seçimlerde ve cömertlikte geride kaldı. Hangi ortamın iyi olduğu, ne yapmak istediğinize bağlı.

İlgili yazılar: Tehlike anında zaman neden yavaşlıyor? ve Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu

Kaynaklar

  • Vohs, K. D., Redden, J. P. ve Rahinel, R. (2013). Physical Order Produces Healthy Choices, Generosity, and Conventionality, Whereas Disorder Produces Creativity. Psychological Science, 24(9). doi.org/10.1177/0956797613480186
  • Yerkes, R. M. ve Dodson, J. D. (1908). The relation of strength of stimulus to rapidity of habit-formation. Journal of Comparative Neurology and Psychology, 18(5). doi.org/10.1002/cne.920180503
  • Holt-Lunstad, J., Smith, T. B. ve Layton, J. B. (2010). Social Relationships and Mortality Risk: A Meta-analytic Review. PLoS Medicine, 7(7). doi.org/10.1371/journal.pmed.1000316

What do you feel about this?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir