Yalnız Olmak ile Yalnızlık Hissi Neden Farklı Şeyler?

0

Başına kalmak ile kendini yalnız hissetmek aynı şey değil. Biri dinlendirici olabilirken diğeri ağır bir yük haline gelebiliyor. Aradaki farkı psikoloji nasıl açıklıyor?

Split scene contrasting peaceful solitude with lonely isolation in a crowd

Bir cumartesi günü tüm planınızı iptal edip evde tek başınıza geçirdiğinizde bazen kendinizi harika, dinlenmiş hissedersiniz. Başka bir gün aynı şekilde evde tek başınıza olduğunuzda ise içinizi bir boşluk kaplayabilir. Aynı durum — fiziksel olarak yalnız olmak — iki farklı duyguya yol açabiliyor. Bunun sebebi, yalnız kalmak ile yalnızlık hissinin aslında birbirinden tamamen bağımsız iki şey olması.

Biri bir durum, diğeri bir algı

Yalnız kalmak (solitude), objektif bir durumdur: yanınızda başka biri yoktur. Yalnızlık (loneliness) ise öznel bir algıdır: sahip olduğunuz sosyal bağlarla, ihtiyaç duyduğunuz sosyal bağlar arasındaki farkın hissidir. Psikolog Robert Weiss’ın sosyal ihtiyaçlar teorisine göre, insanın hem duygusal yakınlık (bir kişiyle derin bağ) hem de sosyal ağ (bir gruba ait olma) ihtiyacı var; bunlardan biri eksik kaldığında, etrafınızda kaç kişi olursa olsun yalnızlık hissedebilirsiniz.

DurumYalnız KalmakYalnızlık Hissi
TanımFiziksel olarak tek başına olmakSosyal ihtiyacın karşılanmadığı hissi
SeçimGenelde isteğe bağlıdırGenelde istenmeden ortaya çıkar
Kalabalıkta yaşanır mı?Hayır, tanım gereği tek başınalık gerekirEvet, bir odada kalabalık varken bile hissedilebilir
EtkisiGenelde dinlendirici, yenileyiciGenelde yıpratıcı, tüketici

Kalabalık bir odada neden yalnız hissedilebiliyor?

Bu tablo, pek çok kişinin yaşadığı kafa karıştırıcı bir deneyimi de açıklıyor: kalabalık bir davette, hatta arkadaş grubunun içindeyken bile derin bir yalnızlık hissetmek mümkün. Çünkü orada olan kişilerle kurulan bağ, ihtiyaç duyulan derinlikte değildir. Yüzeysel sohbetler sosyal ağ ihtiyacını kısmen karşılasa da, duygusal yakınlık boşluğu kapanmaz.

Tam tersi de mümkün: bir dağ evinde tek başına hafta sonu geçiren biri, hiçbir insanla konuşmasa bile kendini yalnız hissetmeyebilir — çünkü o sırada duygusal ihtiyacı zaten karşılanmış durumdadır, ya da kişi bilinçli olarak bu süreyi kendine ayırmayı seçmiştir.

Yalnızlık dalgalar halinde mi geliyor?

Araştırmacılar yalnızlığın yaş boyunca sabit bir eğri izlemediğini, aksine belirli dönemlerde dalgalar halinde arttığını gösteriyor — gençlik döneminin sonu (okuldan mezuniyet, ilk iş hayatı), orta yaş (çocukların evden ayrılması) ve ileri yaş (eş ya da arkadaş kaybı) bu dalgaların en sık görüldüğü dönemler arasında. Bunun nedeni, bu dönemlerin genelde sosyal çevrenin büyük bir kısmının aynı anda değiştiği geçiş noktaları olması. Yani yalnızlık hissi genelde kişinin bir eksikliğinden değil, hayatın doğal geçiş dönemlerinden kaynaklanır — bu bilgi bile, yalnızlık hissedenlerin kendilerini “başarısız” olarak görmelerini engellemeye yardımcı olabilir.

Seçim, aradaki en büyük değişken

Araştırmalar, tek başınalığın kendi tercihimiz olup olmamasının, o süreyi nasıl deneyimlediğimiz üzerinde büyük etkisi olduğunu gösteriyor. Kendi seçtiğimiz yalnızlık, genelde öz-farkındalık ve dinlenme fırsatına dönüşürken; bize dayatılan tek başınalık (örneğin yeni bir şehre taşınmak, bir ilişkinin bitmesi ya da sosyal çevrenin dağılması) genelde yalnızlık hissiyle sonuçlanıyor. Filozof Henry David Thoreau’nun göl kenarında tek başına yaşadığı yılları anlattığı çalışması, tam da bu seçim vurgusunu taşır: onun için yalnızlık bir ceza değil, bilerek seçilen ve düşünceye alan açan bir deneyimdi.

İçe dönüklük ile dışa dönüklük de bu resmi şekillendiriyor. İçe dönük kişiler genelde tek başına zaman geçirerek enerji toplarken, dışa dönük kişiler sosyal etkileşimden enerji alır ve uzun süreli yalnızlıktan daha çabuk rahatsız olabilir. Ancak bu bir kural değil eğilim: içe dönük biri de aşırı uzun bir izolasyon döneminde yalnızlık hissedebilir, dışa dönük biri de arada bir tek başına kalmaktan keyif alabilir.

Bu yüzden “yalnız kalmaktan korkmamak” önerisi herkese aynı şekilde uymuyor. Önemli olan, tek başına geçirilen zamanın kendi seçiminiz olup olmadığı ve o sırada temel sosyal ihtiyaçlarınızın başka bir yerde karşılanıp karşılanmadığı — ve belki de en önemlisi, bu durumun geçici mi yoksa kalıcı bir eğilim mi olduğu.


Arada Bir Yer sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

What do you feel about this?

Bir Cevap Yazın

Arada Bir Yer sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin