Podcast Episode: İnanç mı ilaç mı peki ya Placebo ise ?

0
Ahşaba oyulmuş bir soru işaretinin yanında duran beyaz hap

A white pill resting near a carved question mark on wooden surface.

Pip: Arada Bir Yer’e hoş geldiniz — aklın bir köşesine takılıp kalan sorular için doğru adres.

Mara: Bu bölümde Harun Güçlü’nün inanç, iyileşme ve plasebo üzerine yazdıklarına bakıyoruz. Gerçek ilaç mı, zihnin oyunu mu — sınır düşündüğünüzden bulanık.

Pip: Hadi başlayalım o zaman — inanç mı ilaç mı meselesine.

İnanç mı İlaç mı: Plasebo Etkisinin Sınırları

Mara: Konu şu: bir tedavinin işe yaraması için gerçekten etkili bir madde içermesi şart mı, yoksa inanmak yeterli mi? Plasebo etkisi tam bu sorunun ortasında duruyor.

Pip: Yazı bunu güzel bir örnekle açıyor — ilaç firmalarının yıllarca süren testlerinde plasebo grubuna gerçek ilaç yerine içi boş hap veriliyor, ama yine de bazı insanlar iyileşiyor. Yazının tanımıyla: “Plasebo etkisi, bir kişinin aktif bir tedavi almamasına rağmen, aldığı tedavinin faydalı olduğuna inanması sonucunda olumlu değişimler veya iyileşmeler yaşamasıdır.”

Mara: Yani etken madde yok, ama beklenti var — ve beklenti tek başına ölçülebilir bir etki yaratıyor. Modern tıp ve klinik araştırmalar bunu ciddiye alıyor, bu yüzden plasebo grupları standart bir yöntem haline gelmiş.

Pip: Yazı buradan ilginç bir yere kırılıyor. Biz sıradan insanlar ibuprofen ya da parasetamol içerken etken maddenin ne yaptığını zaten bilmiyoruz. Yazar bunu “koşulsuz güven” olarak tanımlıyor — ve soruyor: bu güven de bir tür plasebo mu?

Mara: Doğru. Yazı bu soruyu somut bir karşılaştırmayla derinleştiriyor: taşlara inanmak ile tıbba inanmak. Yazar ametist, labradorit, obsidyen gibi taşları takmış, enerjilerine kısmen ilgi duymuş — ama tıbba duyduğu kadar inanamamış. Sonuç: taşlar onda plasebo etkisi bile yaratmamış.

Pip: Yani inanç eşiği kişiden kişiye değişiyor — plasebo da ancak o eşiği aşarsa çalışıyor.

Mara: Yazı “çuf çuf hoca” benzetmesiyle bunu daha da keskinleştiriyor. Eğer inanmak her şeyse, o zaman seans düzenleyen birine gitmek ile ilaç almak arasındaki fark nerede? Yazar bilimi tercih ediyor, ama soruyu açık bırakıyor.

Pip: Kapanışta konu genişliyor — dünyanın en zengin isimlerinin ölümsüzlük araştırmalarına milyonlar akıttığı, yapay zekanın ilaç geliştirmeyi hızlandırdığı bir tabloya geçiyor. Telomerler, yaşlanma proteinleri, ölümsüzlük arayışı… Yazar soruyor: insanın ölmek istememe dürtüsünün arkasında da bir plasebo etkisi var mı?

Mara: Güçlü bir kapanış sorusu. Bilim plaseboyu kabul ettiği sürece yazarın da kabul ettiğini söylüyor — ama sınırı net çiziyor: astroloji veya pozitif düşünce reçetelerine kapısı kapalı.


Pip: İnanmak iyileştirebilir mi — ya da en azından iyileşme hissi verebilir mi? Soru basit görünüyor, cevap değil.

Mara: Bilimin plasebo üzerindeki araştırmaları hâlâ sürüyor. Bir sonraki bölümde başka sorular, başka köşeler.

Bölümün notları: araştırmalar ne gösterdi?

Bölümde konuşulan sorunun, “inanmak iyileştirebilir mi?” sorusunun, bilimdeki cevabı tek cümlelik değil. Tartışmanın iki ucunu gösteren iki çalışma, konuyu dinledikten sonra okumaya değer.

Plasebo sanıldığı kadar güçlü mü?

Danimarkalı araştırmacılar Asbjørn Hróbjartsson ve Peter Gøtzsche 2001’de New England Journal of Medicine‘da, hastaların rastgele plasebo ya da hiç tedavi almayan gruplara ayrıldığı 130 klinik deneyi bir araya getiren sistematik bir inceleme yayımladı. Sonuç beklenenden temkinliydi: “evet/hayır” türünden sonuçlarda (hastalığın düzelip düzelmemesi gibi) plasebonun hiç tedavi almamaya göre anlamlı bir etkisi yoktu. Ölçek üzerinde ölçülen sonuçlarda küçük bir yarar görüldü; ama bu yarar deneylerin örneklemi büyüdükçe azaldı ve yalnız hastanın kendi bildirdiği öznel sonuçlarda anlamlıydı. Ağrı tedavisine bakan 27 deneyde ise plasebo yararlı bulundu. Yani plasebo mucize değil; en çok, ağrı gibi öznel olarak hissedilen şikâyetlerde işe yarıyor.

Hasta bildiği hâlde plasebo işe yarar mı?

Bölümdeki “inanç eşiği” fikrini ilginç biçimde sınayan bir deney var. Harvard Tıp Fakültesi’nden Ted Kaptchuk ve arkadaşları 2010’da, huzursuz bağırsak sendromu olan 80 hastayı iki gruba ayırdı. Bir gruba açıkça “şeker hapı gibi etkisiz bir maddeden yapılmış plasebo hapları” verildi; hastalara bunun plasebo olduğu söylendi ve klinik çalışmalarda belirtileri iyileştirdiği anlatıldı. Diğer grup hiç tedavi almadı ama doktorlarla aynı nitelikte görüşmeler yaptı. Üç haftanın sonunda, plasebo olduğunu bilerek hap alan grup belirgin olarak daha fazla iyileşme bildirdi. Araştırmacılar, aldatmadan verilen plasebonun bu hastalıkta etkili olabileceğini, ama başka hastalıklar için daha fazla araştırma gerektiğini yazdı.

İki çalışma birlikte okununca tablo şöyle: plasebonun etkisi gerçek, ama sınırlı ve büyük ölçüde hastanın deneyimlediği belirtilerle ilgili. Bu da bölümdeki “sınırı net çizmek” fikrine bilimsel bir dayanak veriyor.

Merak edilenler

Plasebo bir hastalığı tedavi eder mi?

Eldeki en kapsamlı incelemelerden birine göre, hastalığın objektif olarak ölçülen sonuçlarında anlamlı bir etki görülmüyor; etki çoğunlukla ağrı gibi öznel belirtilerde. Bu yüzden plasebo, gerçek bir tedavinin yerine geçecek bir şey değil.

Plasebonun işe yaraması için hastanın kandırılması mı gerekir?

Uzun süre böyle düşünüldü: plaseboya yanıt için hapın gerçek olmadığının gizlenmesi ya da hastanın yanıltılması gerektiğine inanılıyordu. Kaptchuk ve arkadaşlarının deneyi tam da bu varsayımı sınamak için tasarlandı ve en azından huzursuz bağırsak sendromunda, hasta bilse bile plasebonun yarar sağlayabildiğini gösterdi. İki grup da doktorlarla aynı nitelikte görüştüğü için aradaki fark hekim ilişkisinden değil, hap almanın kendisinden geliyor; bu da plasebo etkisinin yalnız aldatılmış bir inanca değil, tedavi ritüeline de bağlı olabileceğini düşündürüyor.

İlgili yazılar: Bu bölüm, İnanç mı ilaç mı Placebo etkisinde misindir? yazısının sesli özeti. Plasebonun tersi için: Plasebonun Karanlık İkizi: Nocebo Etkisi Nedir?

Kaynaklar

  • Hróbjartsson, A. ve Gøtzsche, P. C. (2001). Is the placebo powerless? An analysis of clinical trials comparing placebo with no treatment. New England Journal of Medicine, 344(21), 1594–1602. doi:10.1056/NEJM200105243442106
  • Kaptchuk, T. J., Friedlander, E., Kelley, J. M. ve ark. (2010). Placebos without deception: a randomized controlled trial in irritable bowel syndrome. PLoS ONE, 5(12), e15591. doi:10.1371/journal.pone.0015591

What do you feel about this?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir