Clementine: Melek Hemera ve ateş Malmoth
Sahi, sizin en sevdiğiniz çizgi film hangisidir?
Clementine, 1985 yapımı bir Fransız-Japon ortak projesi olarak ekranlarımıza giren ve özellikle 80’li, 90’lı yıllarda çocuk olanlar için tarif edilemez nostaljik bir değere sahip bir efsanedir. Sadece sıradan bir animasyon değildi; Clementine adındaki küçük bir kız çocuğunun dramatik hayatını, hayal gücüyle bezediği fantastik dünyasında verdiği varoluş savaşını anlatırdı. Kötülüğün ete kemiğe (veya ateşe) bürünmüş hali Malmoth ile, her başı sıkıştığında o muhteşem sihirli küresinin içinden süzülerek gelen iyilik meleği Hemera, bu unutulmaz hikâyenin ruhunu oluşturuyordu.
Küçük Bir Kızın Büyük Direnişi: Clementine Kimdir?
Clementine, henüz 10 yaşında, içi yaşam sevinciyle dolu, son derece sevimli ve cesur bir kızdır. Babası saygın bir pilot, kardeşi ise dünyadan bihaber bir bebektir. Ancak Clementine’in kusursuz görünen hayatı, geçirdikleri korkunç bir uçak kazasıyla kökten değişir. O feci kaza sonucunda ağır yaralanan Clementine, ne yazık ki tekerlekli sandalyeye bağımlı hale gelir.
Fakat onu özel kılan şey bacakları değil, kalbidir. Clementine, yaşadığı bu devasa trajediye rağmen umudunu hiç kaybetmeyen, son derece pozitif bir çocuktur. Hikâye boyunca sahip olduğu o sınırsız hayal gücünü ve içindeki o devasa cesareti kullanarak, tekerlekli sandalyesinden fantastik diyarlara, rüya gibi maceralara yelken açar. Ancak bu rüyalar her zaman tozpembe değildir; maceraların büyük bir kısmı, başına gelen trajedilerin de baş sorumlusu olan, kötülüğün saf temsili Malmoth adlı karanlık figürden kaçış ve kurtulma çabası etrafında şekillenir.
Işığın ve Korumanın Simgesi: Hemera Kimdir?
Hemera, hikâyenin tam merkezinde yer alan ışığı, huzuru ve mutlak iyiliği temsil eder. Ateşten varlık Malmoth’un tam zıttıdır. Görünümü genellikle insana inanılmaz bir huzur veren, göz alıcı bir ışık küresi ya da kanatlı bir melek formundadır. Tekerlekli sandalyeye hapsolmuş Clementine’in karanlık dünyasında parlayan en güçlü ışıktır o.
Çizgi film boyunca Hemera, Clementine’i o sihirli ışık küresinin içine alarak zamanda ve mekânda olağanüstü yolculuklara çıkarır. Bu büyülü yolculuklar sırasında Clementine yepyeni dostluklar kurar, zorlu bulmacaları çözer ve kötülüğe karşı dimdik durur. Ve en güzeli de şuydu: Clementine ne zaman Hemera’nın o sıcak küresinin içine girse, kazadan önceki günlerdeki gibi kendi ayakları üzerinde durabiliyor, koşup oynayabiliyordu…
Ateşten Gelen Saf Kötülük: Malmoth
Malmoth ise çocukluk kabuslarımızın başrolüdür; karanlık, ürkütücü ve şeytani bir varlık. Saf kötülüğü simgeleyen bu iblis, Clementine’in hayatını cehenneme çevirmek için bıkmadan usanmadan korkunç entrikalar kurar. Tek bir amacı vardır: Clementine’i tamamen kontrol altına almak ve içindeki o masum, umut dolu ışığı sonsuza dek söndürmek.
Ancak Clementine’in ruhundaki o tertemiz sevgi, kurduğu güçlü dostluk bağları ve tabii ki Hemera’nın o yenilmez sihirli küresi, Malmoth’un karanlık planlarını her seferinde paramparça eder. Hemera’nın aydınlığı, Malmoth’un etrafı saran alevlerine ve karanlığına karşı evrensel bir denge unsurudur.
Hemeranın O Sihirli Küresinde Olmayı Çok İsterdim…
Çocukluk yıllarımın şüphesiz en tatlı, en saf anılarından biri, o küçücük televizyonun ekranı karşısına geçip nefesimi tutarak “Clementine”i izlemekti. O küçük kızın verdiği hayat mücadelesi, zamanda yaptığı yolculuklar beni kelimenin tam anlamıyla ekrana kilitlerdi. Bugün bile yetişkin bir insan olarak o çizgi filmi düşündüğümde, kalbimin derinliklerinde sıcacık bir nostalji hissediyorum.
Clementine’in köşeye sıkıştığı, korktuğu her zor durumda Hemera’nın o muhteşem müziği eşliğinde sihirli küresiyle süzülerek gelip onu kurtarması beni o kadar derinden etkilerdi ki, çoğu zaman kendimi Clementine’in yerine koyardım. Gözlerimi kapatır, karanlık anlarımda Hemera’nın sihirli küresiyle gelip beni de kötülüklerden kurtardığını hayal eder ve o kürenin içinde inanılmaz bir güvende hissederdim kendimi. Hele o çalan jenerik müziği… İnsanın ruhuna işleyen, kelimelerle anlatılması zor bir büyüsü vardı.
Malmoth’u ekranda gördüğüm anlar, heyecanın ve çocuksu bir korkunun tavan yaptığı saniyelerdi benim için. Ama içten içe hep bilirdim; işler ne kadar sarpa sararsa sarsın, alevler ne kadar yükselirse yükselsin, Hemera o ışıklı küresiyle karanlığı yararak gelecek ve Clementine’i o cehennemden çekip alacaktı. Bu sarsılmaz inanç, o masum hikâyenin beni her seferinde kendi dünyasının içine çekmesini sağlıyordu.
Bir Çizgi Filmden Çok Daha Fazlası
Benim için Clementine sadece eğlenceli bir vakit geçirme aracı, sıradan bir çizgi film değildi. O bana dayanıklılığı, pes etmemeyi ve her şeye rağmen umut etmeyi aşılıyordu. Her bölümde karşılaştıkları devasa zorluklara rağmen, Clementine’in o tertemiz kalbi ve dostlarının yardımıyla karanlığı yenmesi, bana yardımlaşmanın ve iyi bir insan olmanın ne kadar değerli olduğunu öğretiyordu.
Bugün hâlâ bazen o masum çocukluk hayallerime döner, Hemera’nın rehberliğinde o sihirli kürenin içinde dünyayı yeniden keşfettiğimi düşünürüm.
Sizin de çocukluğunuza damga vuran, izlerken kendinizi o evrenin içinde hissettiğiniz, ruhunuza dokunan böyle bir çizgi filminiz var mı? Hadi gelin, yorumlarda nostalji dolu anılarımızı birlikte paylaşalım!
Hikayenin Gerçek Sahibi ve Ortaya Çıkışı
Peki böylesine derin ve travmatik bir hikayeyi kim yazdı? Bu unutulmaz çizgi filmin yaratıcısı, Fransız yazar ve yapımcı Bruno-René Huchez‘dir. Dizi ilk kez 1985 yılında ekranlara gelmiştir. İşin en dokunaklı yanı ise şudur: Huchez bu hikayeyi kurgularken doğrudan kendi çocukluk travmalarından ilham almıştır. Çocukken geçirdiği ağır bir hastalık nedeniyle uzun süre yatağa mahkum kalan Huchez, o zorlu günleri annesinin ona başucunda anlattığı masallara tutunarak atlatmıştır. İşte Clementine’in tekerlekli sandalyeye mahkum oluşu, acı çekmesi ve ancak hayal dünyasında (Hemera’nın küresinde) o acılardan kaçabilmesi, aslında yazarın yatağa bağlı geçirdiği o çocukluk günlerinin ekrana yansıyan gözyaşlarıdır.
Arada Bir Yer sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.