Déjà Vu Gerçekten Ne Oluyor Beyinde?
Daha önce hiç gitmediğiniz bir yerde birden ‘burayı daha önce yaşamıştım’ hissine kapılmak, beyninizin bir kusuru değil, gayet işe yarayan bir kontrol mekanizmasının izi olabilir.
A lone traveler walks beneath glowing lamps while a translucent counterpart fades along a parallel street.
İlk kez gittiğiniz bir sokakta ya da bir arkadaşınızın hiç girmediğiniz evinde, aniden “bunu daha önce yaşamıştım” hissine kapılmak insanların büyük çoğunluğunun başına en az bir kez gelir. Veya bazıları gerçekten çok daha sık yaşıyordur. Bu his birkaç saniye içinde geçer ama o sırada oldukça rahatsız edici, hatta gerçekliğinizi sorgulatacak kadar yoğun olabilir. Bilim insanları bu deneyimi onlarca yıldır inceliyor ve birkaç güçlü açıklama öne sürülüyor.
Beynin bir “hata denetimi” sistemi mi var?
Biliş bilimci Anne Cleary’nin yürüttüğü çalışmalar, déjà vu’nun genelde mevcut sahne ile geçmişte gördüğünüz başka bir sahne arasındaki yapısal benzerlikle ilişkili olduğunu gösteriyor. Örneğin, hiç gitmediğiniz bir ev, mobilyaların dizilişi açısından çocukluğunuzda gittiğiniz başka bir eve çok benzeyebilir. Beyniniz o tüm eski anıyı hatırlayamasa da, “bu düzen bana tanıdık” sinyalini üretir. Ortaya çıkan şey, hangi anıyla ilgili olduğunu bilemeden hissedilen bir tanıdıklık duygusudur.
Bu açıklamaya göre déjà vu aslında hafızanın bir hatası değil, tam tersine, benzerlikleri fark etme yeteneğinizin çalıştığının bir kanıtı. Beyin, tam eşleşen bir anı bulamadığı için bu tanıdıklığı tuhaf, hatta rahatsız edici bir biçimde deneyimliyorsunuz — ama her zaman öyle olmak zorunda değil, bazen sadece hafif bir “bunu biliyordum” gülümsemesiyle de geçip gidiyor. Bu arada ismi de meseleyi güzel özetliyor: Fransızca déjà vu kelimenin tam anlamıyla “daha önce görülmüş” demek — déjà “zaten/önceden”, vu ise “görmek” anlamına gelen voir fiilinin geçmiş zaman ortacı.
Beynin zamanlama sistemiyle ilgili bir teori
Başka bir görüş ise déjà vu’yu beynin içindeki sinyal iletiminin milisaniyelik gecikmelerine bağlıyor. Bu teoriye göre, beyninizin farklı blokları algıladığınız bilgiyi normalde neredeyse aynı anda işlerken, çok kısa bir gecikme yaşandığında beyin bu iki işlemi “şimdi” ve “geçmiş” olarak iki ayrı an gibi yorumlayabiliyor. Sonuç olarak aslında o an yaşadığınız şeyi, sanki daha önce yaşamış gibi hissediyorsunuz.
Déjà vu ile epilepsi arasında bir bağ var mı?
Déjà vu araştırmalarının ilginç bir kısmı da epilepsi hastaları üzerinden geliyor. Bazı temporal lob epilepsisi hastaları, bir nöbetten hemen önce yoğun bir déjà vu hissi yaşadıklarını bildiriyor — bu da araştırmacılara beynin hangi bölgesinin bu deneyimle ilgili olduğunu anlamada önemli ipuçları sağladı. Önemli olan şu: sağlıklı bir insanın arada bir déjà vu yaşaması, epilepsiyle ya da başka bir sağlık sorunuyla ilgili değil — bu, beynin normal işleyişinin son derece yaygın bir yan ürünü. Sadece çok sık, uzun süren ya da başka belirtilerle birlikte görülen déjà vu deneyimleri bir uzmana danışılması gereken durumlar arasında sayılıyor.
Déjà vu neden gençlerde daha sık görülüyor?
Araştırmalar, déjà vu deneyiminin yaşla birlikte azaldığını gösteriyor; 15-25 yaş arası bireylerde en sık görülen déjà vu, ilerleyen yaşlarda giderek seyrekleşiyor. Bunun olası bir açıklaması, beynin “hata denetim” sisteminin genç yaşlarda daha aktif çalışması ve küçük tutarsızlıkları daha kolay fark etmesi olabilir. Yani déjà vu, yaşlandıkça beynin bu tutarsızlıkları artık bilinçli farkındalığa taşımamasıyla da ilgili olabilir.
Sonuç olarak déjà vu, gizemli görünse de çoğunlukla beynin fazla çalışmasının değil, gayet normal ve hatta faydalı bir tanıma sisteminin geçici bir yan etkisi olarak düşünülebilir — zihninizin, dünyayı anlamlandırmak için ne kadar hızlı ve karmaşık bir şekilde çalıştığının bir hatırlatıcısı.
Merak edilenler
Déjà vu ne kadar yaygın bir deneyim?
Psikolog Alan S. Brown, yüz yılı aşkın sürede yapılmış anket ve vaka çalışmalarını 2003’te tek bir derlemede topladı. Bu derlemeye göre insanların yaklaşık yüzde 60’ı hayatında en az bir kez déjà vu yaşıyor ve deneyimin sıklığı yaş ilerledikçe azalıyor. Aynı derleme, déjà vu’nun stres ve yorgunlukla birlikte daha sık görüldüğünü; eğitim ve sosyoekonomik düzeyle de olumlu bir ilişki gösterdiğini aktarıyor.
Laboratuvarda déjà vu oluşturulabilir mi?
Kısmen evet. Anne Cleary ve ekibi 2012’de sanal gerçeklikle bir deney yaptı: katılımcılar önce bazı sanal sahneleri gezdi, ardından yeni sahnelerle karşılaştı. Yeni sahnedeki nesnelerin yerleşimi daha önce görülmüş bir sahneyle aynı düzendeyse ama kişi o eski sahneyi hatırlayamıyorsa, tanıdıklık puanları ve déjà vu bildirimleri tamamen yeni sahnelere göre daha yüksek çıktı. Benzerlik arttıkça bu his de güçlendi. Araştırmacılar buna “Gestalt tanıdıklık” açıklaması diyor: tanıdık gelen şey tek tek nesneler değil, sahnenin bütün düzeni.
Beynin hangi bölgesi bu hissi üretiyor?
En doğrudan kanıt epilepsi cerrahisi öncesi yapılan ölçümlerden geliyor. Fabrice Bartolomei ve arkadaşları 2004’te, beyinlerine elektrot yerleştirilmiş 24 epilepsi hastasında 280 elektriksel uyarımı inceledi. Déjà vu en sık, hafıza ağının giriş kapısı sayılan entorinal korteks uyarıldığında ortaya çıktı; komşu perirhinal korteksin uyarımı ise daha çok eski anıların canlanmasıyla ilişkiliydi. Yani his, hafızayla ilgili bölgelerin kısa süreli ve hedefsiz biçimde “tanıdık” sinyali vermesiyle açıklanabiliyor.
Kaç farklı bilimsel açıklama var?
Brown’ın derlemesi açıklamaları dört grupta topluyor: iki zihinsel sürecin bir anlığına senkronunu kaybetmesi (yazıda anlatılan zamanlama teorisi bunun bir türü), nörolojik nedenler (nöbet ya da sinir iletimindeki kısa bir aksama), hafızaya dayalı açıklamalar (tanınmayan bir uyaranın örtük tanıdıklığı; Cleary’nin çalışmaları bu gruptan) ve dikkatle ilgili açıklamalar (bir sahneyi önce dikkatsizce, hemen ardından dikkatle algılamak). Bu açıklamalar birbirini dışlamıyor; farklı déjà vu deneyimlerinin farklı nedenleri olabilir.
İlgili yazılar: Neden Bazı Kokular Anında Eski Anıları Açıyor? · Tehlike Anında Zaman Neden Yavaşlıyor?
Kaynaklar
- Brown, A. S. (2003). A review of the déjà vu experience. Psychological Bulletin, 129(3), 394–413. doi:10.1037/0033-2909.129.3.394
- Cleary, A. M. (2008). Recognition memory, familiarity, and déjà vu experiences. Current Directions in Psychological Science, 17(5), 353–357. doi:10.1111/j.1467-8721.2008.00605.x
- Cleary, A. M., Brown, A. S., Sawyer, B. D., Nomi, J. S., Ajoku, A. C. ve Ryals, A. J. (2012). Familiarity from the configuration of objects in 3-dimensional space and its relation to déjà vu: A virtual reality investigation. Consciousness and Cognition, 21(2), 969–975. doi:10.1016/j.concog.2011.12.010
- Bartolomei, F., Barbeau, E., Gavaret, M. ve ark. (2004). Cortical stimulation study of the role of rhinal cortex in déjà vu and reminiscence of memories. Neurology, 63(5), 858–864. doi:10.1212/01.WNL.0000137037.56916.3F