Haber siteleri ve haber anlayışı baydı
Haber siteleri ve Teknoloji bloglarının en gereksiz detayları bile önemli bir şeymiş gibi dikkat çekici başlıklarla haber haber yapmasına sinir oluyorum. Ama haber mi haber o başka bir konu ama haberi de berbat ediyorlar. Örneğin dikkatinizi çeken bir başlığa tıklıyorsunuz ve haberin başlığında geçen cevabı okumayı bekliyorsunuz. Ama bir bakıyorsunuz başlıkta yazan şeyin aynısını ilk paragrafta ufacık değişiklikle bir daha yazıyorlar.
Aynı şeyi defalarca yazarak ve bunu okumaya mecbur bırakarak, yazının bilmem neresinde sadece 1 cümleyle cevap verip sözde haber yapıyorlar. Sırf daha çok tıklanmak için haberin de içine ediyorlar… Koskoca haber sitelerinin insanları salak yerine koyması çok ayıp. Örneğin Whatsapp ile alakalı en ufak gelişmeleri de çok tıklandığı için bu şekilde haber yapıyorlar. Hiç tıklamayın çünkü minicik, bir cümlelik gelişmeyi söylemek için aynı şeyleri kırk kere evirip çevirip yazmaları onu haber yapmaz. Direkt haberi verin gereksiz detayları sonrasına bırakın isteyen okusun. Ama bunlar maalesef öyle yapmıyor. Gereksiz olduklarını biliyorlar ve en önemli tek ve asıl cevabı yazının son paragrafına bir yerlerde ekliyorlar.
Okuyucuyu sitede tutma çabası
Böyle bir habercilik anlayışı mı olur ya? Başlıkta haberin başlığını veriyorsun, aynı başlığı giriş gelişme sonuç konusu olarak yeniden harmanlayıp halen haberi vermiyorsun ve üstüne üstlük haberin detayları yazımızda diyorsun ve sırf bir cümle için kullanıcıyı bir yerlere tıklatıyorsun. Bu alenen rezillik. Mantık şu; Kullanıcı sitede ne kadar kalırsa o kadar iyi. Ne yaparsan yap kullanıcıyı sitede tut. Komedi bence. Altı üstü bir cümlelik haber vereceksiniz kırk takla attırılmış aynı cümlelerle insanları aptal yerine koymak ne demek?
Bilmem kimin son hali sevenlerini üzdü saçmalıkları
İnsanların bu tür haberleri merak ettiğini biliyorlar. Ünlü birinin adını kullanıp sözde onun son halinin resmini gösterecekler. Ama haberin başlığındaki kişiyi asla göremiyorsunuz! Çünkü onu görme umuduyla kırk kere bir sayfadan bir diğer sayfaya gitmekten artık bıkıyor ve direkt çıkıyorsunuz. E bazıları sabredip son resme kadar gidebiliyor. 40 tane resim var ama başlıkta geçen kişi taa en sonda falan veya 38inci resim de 🙂 E tabi bu sırada bir çok ünlünün öncesi ve sonrasına bakarak ilerlediğiniz için pek de gocunmadan bakıyoruz ama bir türlü asıl isim gelmiyor. Bu mantık haber sitelerinin en küçük, tek cümlelik haberleri için dahi geçerli. Hadi resimlere baktığınız öncesi sonrası haberlerini bir nebze anlıyorum en azından görselleri sunuyorsunuz. Ama haber sitelerinin 1 cümlelik haberi 200 kelimelik metnin en gözle görülmeyen bir noktasına gömülmesi habercilik değil kullanıcı tutma çabasıdır.
Bu taktiğin bir adı var: tık tuzağı
Yazıda anlatılan şeyin İngilizcedeki adı “clickbait”, yani tık tuzağı. Tanımı da yazıdaki şikâyete birebir uyuyor: kullanıcıyı bir bağlantıya tıklatmak için tasarlanmış, çoğu zaman yanıltıcı ya da abartılı başlık. Bu başlıkların dayandığı mekanizmaya “merak boşluğu” deniyor: başlık okuru meraklandıracak kadar bilgi verip merakını gidermeye yetmeyecek kadar az şey söylüyor. Cevabı görmenin tek yolu tıklamak, yazının içinde de olabildiğince uzun kalmak oluyor.
Neden yapıldığı da araştırmacıların kayıtlarında açık. Abhijnan Chakraborty ve arkadaşlarının 2016’da yayımladığı “Stop Clickbait” çalışmasına göre çevrim içi haber sitelerinin çoğu gelirini büyük ölçüde okurların tıklamalarından elde ediyor; sayıca çok olan bu siteler okurun dikkati için birbiriyle yarışıyor. Çekici başlıklar kısa vadede tıklatıyor, ama uzun vadede genellikle okurun beklentisini karşılamıyor ve onu hayal kırıklığıyla bırakıyor. Araştırmacılar bu başlıkları otomatik tespit eden ve okura uyarı veren bir tarayıcı eklentisi geliştirdi; eklenti tık tuzaklarını %93 doğrulukla yakaladı.
Platformlar ne diyor?
Tık tuzağının işe yaradığını gösteren veriler de var: YouTube’da abartılı ya da yanıltıcı başlıklı videoların, böyle olmayanlara göre daha yüksek tıklanma oranına ulaştığı görülüyor. Ama tık tuzağı yalnız okurları değil, içeriği dağıtan platformları da rahatsız ediyor. Facebook, akışında tık tuzağını azaltmaya çalışırken onu “kullanıcıyı tıklamaya teşvik eden ama ne göreceğini söylemeyen başlık” olarak tanımladı. Google’ın arama için yayımladığı “yararlı, güvenilir, insan odaklı içerik” rehberi de içerik üreticilerine doğrudan şu soruları soruyor: Ana başlık ya da sayfa başlığı içeriğin açıklayıcı ve yararlı bir özetini veriyor mu? Başlık abartılı ya da şok edici olmaktan kaçınıyor mu? Rehber, yalnız arama sıralaması için üretilen “arama motoru öncelikli” içerik yerine insanlar için yazılmış içeriği öneriyor. Yani yazıdaki “direkt haberi verin” isteği, bugün aramada öne çıkmak isteyen sitelerin de uyması beklenen bir ilke.
Merak edilenler
Her dikkat çekici başlık tık tuzağı mıdır?
Hayır. Ayrımı yapan, başlığın içeriği dürüstçe yansıtıp yansıtmadığı. BuzzFeed’in genel yayın yönetmeni Ben Smith 2014’te bunu şöyle açıklamıştı: başlık göz alıcı yazılmış olabilir, ama yazının anlattığını doğru söylüyorsa sorun yok; tık tuzağı, içerik konusunda dürüst olmayan başlıktır.
Okur olarak tık tuzağından nasıl kaçınılır?
Başlıkta soru sorulup cevabın saklandığı, “inanamayacaksınız”, “son hâli şaşırttı” gibi kalıplarla açılan ya da galeriye bölünmüş haberlerde cevabın genelde sayfanın en sonunda olduğunu bilmek işe yarar. Chakraborty ve arkadaşlarının eklentisi gibi araçlar da bu tür başlıkları okurun kendi tercihlerine göre gizleyebiliyor.
İlgili yazılar: Google’da ilk sayfada çıkmak için bilinmesi gerekenler · Web Siteleri Artık Neden Trafik Alamıyor? YZ ile içerik üretmeyin
Kaynaklar
- Chakraborty, A., Paranjape, B., Kakarla, S. ve Ganguly, N. (2016). Stop Clickbait: Detecting and preventing clickbaits in online news media. 2016 IEEE/ACM ASONAM, 9–16. doi:10.1109/ASONAM.2016.7752207 (arXiv:1610.09786)
- Google Search Central: Creating helpful, reliable, people-first content.
- Wikipedia: Clickbait (tanım, merak boşluğu, Facebook ve BuzzFeed örnekleri; erişim 16 Ekim 2026).